Skip to main content

Hizmet Sektörünün Dünü, Bugünü ve Geleceği


Çeşitli finansal ürünlerin incelemeleri ve derecelendirmeleriyle birlikte, yatırım ve finans eğitimleri sağlayan New York merkezli bir web sayfası olan Investopedia’ ya göre, hizmet sektörü fiziksel olmayan mallar üreten bir iş koludur. Üçüncül sektör olarak da bilinen hizmet sektörü, ekonominin üçüncü kademesidir. Ürün üretmek yerine bu sektör, bakım ve onarım, eğitim veya danışmanlık gibi hizmetleri üretir. Hizmet sektörünün örnekleri arasında temizlik, tur organizasyonları, bakım ve eğitim gibi işler yer alır. Yine Investopedia’ da ekonomileri hizmet sektörüne odaklanan ülkelerin, endüstriyel veya tarımsal ekonomilerden daha gelişmiş kabul edildiği belirtilmiştir.

OECD’nin 2005 tarihli ve “Growth In Services (Hizmetlerdeki Büyüme)” başlıklı raporunda hizmet sektörünün OECD'de toplam istihdamın ve katma değerin % 70'inden fazlasını oluşturduğu belirtilmiş, ancak; buna rağmen hizmetlerdeki artan ağırlığın ve verimlilik artışının birçok OECD ülkesinde yavaş olduğu, hizmetlerde istihdam edilen çalışma çağındaki nüfusun payının birçok ülkede düşük kaldığı vurgulanmıştır. Rapor, ekonomik büyümeyi güçlendirmek ve geleceğin temellerini iyileştirmek isteyen ülkelerin, hizmet sektörünü iyileştirmesi gerektiğinin altını çizmiştir.

Macar diplomat, istatistikçi ve akademisyen Zoltan Kenessey’in 1987 yılında yayınlanan “The Primary, Secondary, Tertiary And Quaternary Sectors OfThe Economy (Ekonominin Birincil, İkincil, Üçüncül ve Dördüncül Sektörleri)” başlıklı makalesinde  belirttiğine göre, ekonominin dört temel etkinlik alanı olduğu kabul edilmektedir. Kennesey,  bu sektörleri şu şekilde sıralamıştır: (1) tarım, ormancılık, balıkçılık ve madencilik olarak sıralanan, kısaca hammadde diyebileceğimiz birincil sektör (primary sector), (2) yapı ve üretim olarak sıralanan, daha açık ifade etmek gerekirse, fiziksel malların üretimi diyebileceğimiz ikincil sektör (secondary sector), (3) taşımacılık, elektrik, gaz, sağlık hizmetleri, toptan ve perakende ticaret diye sıralayabileceğimiz, üçüncül sektör, yani hizmet sektörü (tertiary sector) ve (4) maliye, sigorta ve emlak hizmetlerini kapsayan dördüncül sektör (quaternary sector).   

Oxford’daki Greenes College’da ekonomi eğitimleri veren ekonomi blogger’ı Tejvan Pettinger, economicshelp.org sayfasında yazdığı 19 Aralık 2019 tarihli “Sectors of Economy (EkonomininSektörleri)” başlıklı yazısında birincil sektörü tıpkı Kenessey gibi hammadde, madencilik, balıkçılık ve tarım ile açıklarken, ikincil sektörü bitmiş fiziksel ürünlerin üretimi ile açıklamış ve Kenessey’in daha çok üçüncül sektörle ilişkilendirdiği elektrik, gaz gibi ürünleri yapı ürünleri ile birlikte, bitmiş, fiziksel ürün kategorisine almıştır. Pettinger, üçüncül sektörü, yani hizmet sektörünü ise, tıpkı Kenessey’in açıklamasında olduğu gibi perakende satışın da dahil olduğu turizm, bankacılık, eğlence ve bilgi işlem hizmetleri ile ilişkilendirmiştir (Tertiary-Service Sector of Economy, 2017). Birçok görüş açısından ise, üçüncül sektör hem üretimi hem de ürünlerin tedarik edilmesini ve değiş tokuşunu da kapsamaktadır (Characteristics of Industry, n.d.). Bu yönüyle gaz ve elektrik ürünlerinin dağıtımı hem üretim, hem de hizmet sektörü açısından ele alınabilir.

Öte yandan Pettinger, Kenessey’in maliye, sigorta ve emlak hizmetleri alanında sınıflandırdığı dördüncül sektörü, tamamen bilgi ekonomisi, eğitim, araştırma ve geliştirme gibi, bugün Endüstri 4.0 diye adlandırılan teknoloji alanları ile ilişkilendirmiştir. Dördüncül sektörün,  bilgi iletişim teknolojilerini kapsayan, gelişmiş bir hizmet sektörü olduğuna dair görüşler de bulunmaktadır (Characteristics of Industry, n.d.).

Hizmet Sektörü Nasıl Ortaya Çıktı?

Tarihte hizmet sektörü ilk kez, 1940’lı yıllarda üç sektörlü ekonomi modelinin teorisyenleri Colin Clark, Alan George Bernard Fisher ve Jean Fourastié tarafından ortaya atılmasıyla mercek altına alınmaya başlamıştır. Başlangıçta hammadde ve üretimin bir devamı niteliğinde ve yalnızca görünmeyen malların sunulması olarak beliren hizmet sektörünün sınırları, 90’lı yıllara doğru çokça tartışma konusu olmuştur. Schafran ve arkadaşları (2018), hizmet sektörünün kentsel ve bölgesel kalkınmayla ve gayri safi yurt içi hasıla ile doğrudan ilişkili olduğunu belirtmiş ve şu soruları sormuştur; “Üretim veya hammadde ile ilişkili olmayan her şey hizmet sektörünün bir parçası mıdır?” “Yapı ve ulaştırma veya bir gayrimenkulün alınıp satılması bir hizmet midir örneğin?” “Hem bankacılık, hem de hamburger pişirme işi aynı sektörde yer alabilir mi?”

2000’li yıllardan sonra ise, dördüncül sektör (quaternary sector)  daha çok bilgi iletişim teknolojileri, araştırma, geliştirme ve eğitim ile ilişkilendirilmeye başlanmıştır. Öte yandan yine aynı dönemde devlet ve STK’ların insana yönelik hizmetlere ve daha çok kontrol sistemlerine yöneldiği beşincil sektörün (quinary sector) doğmasıyla birlikte, Schafran ve arkadaşları (2018) hizmet sektörünün sınırlarının da değiştiğini söylemiş ve geleneksel üç sektörlü ekonomi modeli yerine bütüncül bir model önermişlerdir.   

Hizmet Sektörü Nereye Gidiyor?

Bu noktada hizmet sektörünün değişen sınırlarının tanımlanması ve doğru tanımlama ile doğru hizmetlere yatırım yapılarak, ülkelerin kalkınmasına nasıl yön verileceği sorusu, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için giderek daha da önem kazanmaktadır.

OECD’nin yine “Growth In Services” başlıklı raporunda 2000 sonrası hizmet sektörünün durumu ve gidişatı ile ilgili bilgilere yer verilmiştir. Bu raporda, hizmetlerde dikkat çeken eğilim ve modeller, işgücünün ve ürün piyasalarının rolü, hizmetlerdeki inovasyon, bilgi iletişim teknolojilerinin hizmetlerdeki rolü ve hizmetlerin giderek küreselleşen doğası açıklanmış ve hizmet sektörünün başarılı şirketlerinden birtakım vaka örnekleri ile geleceğe yönelik bir yol haritası çizilmiştir.

OECD’nin raporunda hizmet sektörünün potansiyelini arttırıp istihdam, yenilikçilik ve üretkenliği teşvik etmek için karar vericilerin birtakım hususlara eğilmesi önerilmiştir. Bu hususlar;

  • Yeni iş fırsatları yaratmak, yenilikçiliği ve verimliliği teşvik etmek için yerel hizmet pazarlarının açılması,
  • Uluslararası pazarlara açılmak için tek taraflı ve çok taraflı adımlar atılması,
  • Büyüyen bir hizmet ekonomisine yönelik istihdam yaratılmasını ve büyüyen hizmetlere uyumu sağlamak amacıyla işgücü piyasalarında reform yapılması,
  • Eğitim ve öğretim politikalarının yeni becerilerin hızla değişen gereksinimlerine göre uyarlanması,
  • İnovasyon politikalarının, hizmet inovasyonunun artan önemine göre uyarlanması,
  • Hizmet şirketlerinin bilgi iletişim teknolojilerinin (BİT) faydalarından yararlanmasını engelleyen faktörlerin ortadan kaldırılması,
  • Hizmetlerin büyümesine elverişli bir mali ortam hazırlanması şeklinde özetlenmiştir. 

Hizmet Sektörü Gelecekte Neye Hizmet Edecek? 

OECD’nin raporunda sıralanan üstteki maddelerin, daha çok devletlerin ve hükümetlerin atması öngörülen reform adımları olduğu açıktır. Bu reformlar, hizmet kollarındaki girişimciliğin önünün açılması, ekonomik reformlar ile istihdamın yaratılması, inovasyona dönük eğitim politikalarının geliştirilmesi, BİT’ne ulaşım konusunda her türlü engelin kaldırılması ve tüm bu adımlar için gerekli mali ortamın hazırlanması şeklinde özetlenebilir. Baktığımızda, tüm bu reform adımlarının Schahfran ve arkadaşları (2018) tarafından BİT, AR-GE ve eğitim ile ilişkilendirilen dördüncül sektör (quaternary) ile açık tanımı “devlet ve STK’ların insana yönelik hizmetlere ve daha çok kontrol sistemlerine yönelmesi” şeklinde ifade edilen beşincil sektöre (quinary sector) işaret ettiğini görmekteyiz.   

Dolayısıyla hizmet sektörünün geleceğini, genişleyen hizmet sektöründe yani, dördüncül ve beşincil sektörün güçlenmesinde görebiliriz. Özet bir formülle ifade etmek gerekirse, “hizmet sektörünün geleceği=daha çok BİT ve AR-GE yatırımı (quaternary) + daha çok kontrol sistemi ve daha etkili ve kolaylaştırıcı mali ortam (quinary)” diyebiliriz.

Buradan hareketle, gelecekte hizmet sektöründe kendine yer bulmak isteyenlerin, daha çok hizmetlere yönelik BİT, AR-GE, eğitim ve bunlara ilişkin mali düzenlemeleri sağlayan ve kontrol eden gerek devlet, gerekse STK aracılığıyla yürütülen girişimlerde iş bulacağını öngörebiliriz.

Gelişen Hizmet Sektörü Yeni İş Alanlarına Kapı Açabilir mi?

Endüstri çağında, geniş bir hizmet sektörü, kalkınmanın ve gelişmişliğin bir göstergesi olmuştur. CIA’in World Factbook yayınlarında yıllara göre ülkelerin ekonomilerinin resimlerini çizen pek çok rapor yayınlanmıştır. Bu raporlarda daha küçük birincil sektöre sahip, yani daha az hammadde üreten ve daha geniş bir üçüncül sektöre sahip, yani daha çok hizmet üreten ülkelerin ekonomilerinin daha gelişmiş olduğu açıkça görülmektedir.  Dolayısıyla hizmet sektörünün ekonomilerin gelişen ayağı olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Genişlemiş üçüncül sektör olarak da kabul edilen ve daha çok BİT, AR-GE ve eğitim ile ilişkili dördüncül sektör ile bu sektörlere ilişkin kontrol mekanizmaları üreterek uygun mali ortamı hazırlayan beşincil sektörün gelişimine önem veren ülkelerin ekonomik kalkınmada daha ileri atılımlar yapacağı öngörülebilir.

Kısacası, hizmet sektörü teknolojik yatırım, AR-GE ve uygun mali ortam desteğiyle değişiyor diyebiliriz. Buna uygun davranan ekonomilerin, endüstri 4.0’ın işsiz bırakacağı öngörülen insanlara, daha gelişmiş hizmet sektörleri sayesinde yeni iş alanları yaratabilmelerinin önü açılacaktır.

Kaynaklar

Characteristics of Industry (n.d.). https://www.bbc.co.uk/bitesize/guides/zx3vtyc/revision/1 sayfasından alınmıştır.

OECD (2005). Growth In Services: Forstering Employment and Productivity. https://www.oecd.org/general/34749412.pdf. (22.12.2020 tarihinde erişildi). 

Service Sector. (10 Mart 2020) https://www.investopedia.com/terms/s/service-sector.asp sayfasından alınmıştır.

Schafran, A., McDonald, C., Lopez Morales, E., Akyelken, N., ve Acuto, M. (2018). Replacing the services sector and three-sector theory:urbanization and control as economic sectors. Regional Studies, 1-12, DOI:https://doi.org/10.1080/00343404.2018.1464136

Kenessey, Z.(1987). The primary, secondary, tertiary and quaternary sectors of the economy. The Review of Income and Wealth, 33(4),359-385.

Sectors of Economy (19 Aralık 2019). https://www.economicshelp.org/blog/12436/concepts/sectors-economy/ sayfasından alınmıştır.

Tertiary-Service Sector of Economy (19 Ekim 2017). https://www.economicshelp.org/tertiary-service-sector/ sayfasından alınmıştır.

The World Factbook (n.d.) https://www.cia.gov/library/publications/the-world-factbook/fields/207.html sayfasından alınmıştır.

 

 

Comments

Popular posts from this blog

Erik Erikson’un Kimlik Kazanma ve Rol Karmaşasının 3 Temel Boyutu ve Mesleki Kimlik

Kimlik ve Mesleki Kimlik Meslek seçiminin olmazsa olmaz koşulu kendini tanımak ve neyi en iyi ve severek yapabileceğini bilmektir. Psikoloji bilimi buna ilgi, yetenek, beceri ve yeterliliklerinin farkında olmak, der. Kimlik denilince genellikle akla karakter ve diğer insanlarla uyum biçimleri gibi temel psikolojik özellikler gelir. Bu temel psikolojik özellikler ise kendimizi cinsiyetimize bağlı olarak nasıl algıladığımızı açıklayan cinsel kimlik ile diğer insanlarla ilişki biçimlerimize göre kimliği konumlandıran toplumsal kimliğe karşılık gelmektedir. Kendini tanıma ve yeterliliklerinin farkında olma becerisi, Erik Erikson’un “İnsanın 8 Evresi” kitabında tanımladığı psikososyal gelişim aşamalarından, Kimlik Kazanma ve Rol Karmaşasına, yani ergenlik dönemine karşılık gelmektedir. Erikson’un açıklamalarında ergenlik dönemi, insanın 8 evresinde özel bir öneme sahiptir. Kimlik karmaşasını uygun şekilde ve doğru zamanda atlatan gençler, yaşamının geri kalan yıllarına daha sağlam bir...

Holland’ın Tipoloji Kuramı ve Meslek Seçimine Yansımaları

Holland’ın Tipoloji Kuramının Ortaya Çıkışı Andrew D. Carson, John Lewis Holland’ın 1958 yılında ortaya attığı tipoloji kuramının, kariyer danışmanlığı uygulamaları, ilgi envanterlerinin gelişimi ve mesleklere ilişkin çok sayıda uygulama sonucunda elde edilen bilginin düzenlenmesi konusunda son derece etkileyici bir teori olduğunu yazmıştır. Holland, tipoloji kuramında bireylerin kişilikleri ile çalışma ortamları arasındaki ilişkiyi araştırmış ve aralarında bir bağ olabileceği sonucuna varmıştır. Geliştirdiği envanter yardımıyla çeşitli ölçümler yapmış ve insanların sahip oldukları kişilik özelliklerine uygun ve kendilerini tatmine edecek iş ortamları arama eğiliminde olduklarını bulmuştur. Holland’ın Tipleri   Holland’ın kişilik tiplerini ve iş çevrelerini analiz etmekte kullandığı envanteri, aynı zamanda insanları ve iç çevrelerini sınıflandırmada kullandığı altı boyuttan oluşmuştur; 1. Gerçekçi 2. Araştırmacı 3. Yaratıcı 4. Sosyal 5. Girişimci 6. Düzenli ya d...

İyi Bir Eğitim, İyi Bir Kariyer Nasıl Elde Edilir?

Kariyer, alınan eğitim ve bu eğitimlere dayanarak yapılan işlerin, atılan adımların, ortaya konan ürünlerin bileşkesidir. İyi bir kariyer ise, iyi bir eğitim ile birlikte ortaya konan işlerin bir araya gelmesiyle ortaya konabilir. Bugün eğitim kavramı, mezun olunan okul isminin ve kaç dil bildiğinizin çok ötesinde bir birikimi ifade ediyor. Eğitim, sadece bir diploma almak için izlenen bir süreç, özgeçmiş formlarına yazılacak bir satır etiket olarak görüldüğünde içi boş kalabilir. İyi bir eğitim, esasında, dünyaya en iyi olduğunuz yanınızı göstermek konusunda size doğru yolu gösteren; hem iş fırsatları konusunda yolunuzu açan, hem de kariyer yolundaki zorlu dönemlerde size mücadele etme ve başa çıkma gücü veren bir süreçtir. Gençler Kısayolu Biliyor İyi bir eğitim, uzmanlık alanınızdaki bir bilgiyi kullanarak ortaya koyduğunuz ürünleri nasıl geliştireceğiniz konusunda ve bulunduğunuz noktadan ileriye gitmek için atmanız gereken adımlar ile ilgili olarak size yol gösterecek, rehbe...